2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

.: AİLENİZİN PSİKOLOJİK REHBER KİTABI :.

DİŞ SAĞLIĞIMIZ

Prof. Dr. Robin M. Davies tarafından 18 - 45 yaş arası 1.033 kişi üzerinde "Ağız Sağlığında Tüketici Alışkanlığı ve Beklentileri" konulu bir araştırma yapılmıştır.

Araştırmacı; diş ve diş eti hastalıklarının yaşam tarzına bağlı olduğunu söylemektedir. Bu konuda oldukça çarpıcı ve ürkütücü sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu araştırmaya göre, Türkiye'de ağız sağlığına verilen önemin gelişmiş ülkelere oranla oldukça geri olduğu vurgulanmaktadır.

Bu araştırmaya göre;
1-Türkiye'de dişlerini düzenli fırçalayanların oranı %21'dir.
2- Diş doktoruna sürekli gitme oranı ise % 10 olarak tespit edilmiştir.
3- % 68 oranındaki bir kesim ise ancak acil bir durumda diş doktoruna gittiklerini söylemiştir.
4- Gelişmiş ülkelerde diş macunu tüketimi 300-400 gr. kadar iken, Türkiye'de 50 gr. civarında kalmaktadır. En masrafsız diş sağlığını koruma yöntemi, diş bakımını düzenli bir şekilde uygulamaktır.

Prof. Dr. Davies diş sağlığına önem vermeyen gelişmiş toplumlarda, Diş Hekimliği Fakülteleri'nin bir bir kapandığını belirtmektedir.
Diş sağlığı günümüzde çok önemli bir konudur. Diş sağlığı eğitimin verilmesi iki şekilde olmalıdır. Birincisi, bu eğitime erken yaşlarda başlanmasıdır. En uygun başlama yaşı 3-4 yaşlarıdır. Bu yaşlarda çocuklar hem anne babalarına hayrandırlar hem de pek çok davranışlarıyla onları taklit etmektedirler. Çocuklar bu yaşlarda öğrenmeye açıktırlar. Bu yaşlarda verilen eğitimin başarılı olacağını söyleyebiliriz.

Türk Diş Hekimleri Odası'nın yaptırdığı Türkiye Diş Sağlığı Taraması'nın sonuçları bize üzücü bir tabloyu göstermektedir.

İlkokullarda yapılan taramanın sonuçlarına göre, %45'lere varan çürük diş oranı olduğu saptanmıştır. Bu oran oldukça yüksektir.

Toplumumuzda yaygın olan süt dişlerindeki çürükler hiç önemli değil düşüncesi yanlıştır. Dişte çürük var demek, o dişte mikrop odağı var demektir. Çocuğun süt dişleri de fırçalanmalı ve çürüklerin tedavisi yoluna gidilmelidir.

Genelde diş doktoruna gitme korkusu yüzünden zamanında tedaviye gidilmemektedir. Pek çok kişi, diş ağrısı dayanılmaz boyutlara gelmeden ya da ağzı davul gibi şişmeden diş doktoruna gitmez. Bu şekilde diş doktoruna gitmek demek, o dişin ne olursa olsun kaybedilmesi anlamına gelmektedir. Ağzımızdaki dişlerin sayısı bellidir, tüm dişlerimizin belli fonksiyonları vardır. Bir azı dişinin kaybedilmesi, çenenin o kısmının verimli kullanılamaması anlamına gelmektedir. Bu durum başka sindirim problemlerini de beraberinde getirmektedir.

Diş doktoruna gitme korkusu konusunda psikologlar çalışmaktadırlar. Çocuklar aileleri ile birlikte diş doktoruna götürülmeli, dişlerini nasıl fırçalayacakları ve diş tedavisi konusunda bilgilendirilmelidir. Bu alışkanlığın aile, okul ve psikolojik hizmetler merkezleri arasında yapılacak bir işbirliğiyle çocuk yaşta bireye aşılanması için elbirliğiyle çalışılmalıdır. Çocuk yaşta öğrenme hem kolay hem de çok daha kalıcı olmaktadır.

geri











 
Temmuz 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.