2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

.: AİLENİZİN PSİKOLOJİK REHBER KİTABI :.

DOĞU VE BATININ EFSANE ŞEHRİ İSTANBUL

İstanbul doğa l güzelliği ile her medeniy et in yerleşim merkezi olarak seçtiği bir şehir. Doğu Roma imparatorluğu, Bizanslılar, Osmanlı imparatorluğu bu güzel şehri seçmişler ve kendilerine başkent yapmışlardır. İstanbul imparatorlukların geçtiği bir merkezdir. İmparatorluğa her zaman her şeyin en güzeli gön der i lir, yapılır, g et irilirmiş. Meyvanın, sebzenin veya sanatçı ve zanaatçıların ustaları İstanbul'a gön der i lirmiş. Osmanlı imparatorluğunda devşirme toplandığında en akıllı en eğitimlileri İstanbul'a gön der i lirmiş. İmparatorluk devamlı elçilerin ve diğer devl et başkanlarının ziyar et lerine açık bir merkez olduğu için devalı saray yapıları yapılmış. Sar ayd a çalışanlar bile sarayın yanında yine saray benzeri evlerde oturmuşlar. En yüksek, en muazzam, en muhteşem yapılar İstanbul da yapılmıştır. Devl et adamları hep şehri güzelleştirmek için çalışmışlardır. Hatta Osmanlının çöküş dönemlerinde bile Çırağan sarayı, Dolma bahçe sarayı gibi saray binaları yapılmıştır.

Özellikle ticaretle uğraşan kişiler kendilerine 17-18-19. yüzyıllarda İstanbul'un Galata, Beyoğlu ve Eminönü, Fatih gibi çok semt de muhteşem güzellikte binalar yapmışlardır. İstanbul'a gelen azınlıklar Beyoğlu, Pera, Galata gibi semtleri kendilerine merkez tutup bu semtlerde mimari mükemmelliği sanatı, ihtişamı sergilemişlerdir. Avrupa'yı ve Avrupa'nın en yüksek medeniyetlerini getirmişlerdir. Museviler İspanyadan gelirken Padişah tarafından karşılanmışlar. Onlar da sarayda görevler alarak, sanat eserleri bırakarak imparatorluğa minnetlerini göstermişlerdir. Günümüzde bu güzellikler binalarda, dini yapılarda, bahçelerde, saraylarda gözlenmektedir. Bu kadar güzel bir şehirde yaşayanlar hep kendilerini bu güzelliğe uydurmaya çalışmışlardır. Sadece dış görünümle değil güzellik İstanbul da yaşayanların giyim kuşamlarıyla evlerinin döşemeleriyle ve de ne önemlisi konuşmalarıyla kültüre, sanata, sanatçıya verdikleri önemle övünmektedirler. Osmanlıdan sonra Cumhuriyet döneminde İstanbul da yaşayanlar duru bir İstanbul Türkçesi kullanmaya çok dikkat etmişlerdir. İstanbul da yaşayanların İstanbul hanımefendisi, İstanbul beyefendisi diye adlandırılması bir gelenek olmuştur. İstanbul'a başka şehirlerden geldiklerini saklamaya çalışmışlar. İstanbul da yaşayanları taklit etmişler ve etmeye çalışmışlardır. Bu gurup yeni zenginler veya sonradan görmeler diye adlandırılmıştır. İstanbul da ki binaların ihtişamı, güzelliği, insanların giyimleri konuşmaları ve yüksek zevkleri olduğu bilinir ve yazılır. Bu güzellikler günümüzde devam etmektedir. İnsanların imparatorlukların merkezi olan bir şehirde yaşamak duygusal olarak mutlu eder, güçlendirir. Güzellikler insanların ruhlarını, psikolojik durumlarını olumlu etkiler. Özellikle doğal güzellikler insanların ruhlarını güzelleştirir. Geleceğe güzel duygularla bakmalarını sağlar, doğal güzellikle insanları motive eder. Yaratım sürecini etkiler, daha güzel sanat eserleri doğurmalarına yol açar.

Özellikle deniz insanı mutlu eder, rahatlatır, gevşetir, ufkunu açar, duygularını güzelleştirir ve zenginleştirir. Deniz'i görmek bir güç verir. Denize girebilmek bir huzur ve mutluluk verir. Medeniyetlerden beri insanlar deniz kıyılarına yerleşmişlerdir. Hatta denizi farklı bir açıdan görebildiği için Kadıköy'e yerleşenlere körler dendiği tarihçiler tarafından anlatılır. Suyun yumuşaklığını, rahatlatıcı etkisini İstanbul insanında özellikle Cumhuriyet insanında görebiliyorduk. İstanbul da şehir için de o dönemde pek çok plaj vardı. Bu plajlardan pek çok insan yaz ayları denize devamlı girmekteydi. Soylu, eski, zengin, başarılı sarayda veya yüksek devlet erkânı deniz kenarındaki yalılarda oturur. Denizle doğayı birleştirmeyi bir zenginlik olarak kabul ederlermiş. Boğazda bir tane bile ağaç kesilmezmiş Padişah boğazın görünümünü izlettirir. Yerleşecek kişilere kendi izin verirmiş. Doğal yeşil örtünün yok olmamasına çok dikkat edermiş. Bir yapı yapılacağı zaman en az ağaç nasıl kesilebilir diye mimarlar kafa yorarlarmış. Boğaz da yüksek betonarme bina yapılması istenmezmiş. Cumhuriyet döneminde de bu gelenekler devam ettirilmiştir. Londra gibi İstanbul da modernleşmesini devam ettirmiştir. Modern gökdelenler iç kısımlara yapılmıştır. İnsanlar doğayı, yeşili kaybetmek istememişlerdir. Özellikle Osmanlı imparatorluğu döneminde Balta limanına su sarayları yapılmıştır. Yine Eyüp ve çevresi piknik alanı olarak insanların hizmetine açılmış bu alanda yüksek ve betonarme yapılar tercih edilmemiştir. Özellikle boğazın her iki yakasında da bina yapılırken binaların doğaya uyumu düşünülmüştür. Boğaz inci gibi, dantel gibi nakışlanmıştır. Bu nakışlar İstanbul da yaşayan kişilerin gözünü, gönlünü zenginleştirmiştir. İstanbul da yaşayan kişiler İstanbul da doğmuş olmak ve İstanbul da uzun süre yaşamış olmakla övünürler. Bu durumu bir asalet, soyluluk olarak görürler. Yine Osmanlıda İstanbul'dan gelen bir kişi, sanatçı, zanaatçı, farkı tutulur o an farklı bir değer verilirmiş. İstanbul'un, İstanbullu olmanın değerini sadece İstanbullular değil İstanbullu olmayanlarda bilir ve sayarlarmış.

İnsan psikolojisinde mavi ve yeşil rengin rahatlatıcı, mutlu edici bir etkisinden söz edilir. İstanbul da mavi ve yeşilin bir birleşme noktası olarak korunmaya çalışılmış. Zamanla hem mavide hem yeşilde azalma, kirlenmeler olmuş. Günümüzde İstanbul'da yaşayanlar İstanbul'un korunması, kollanması ve bizden sonra ki nesillere bir tablo, bir sanat eseri olarak bırakılması gerektiğini anlamaya başladılar biraz geç oldu. Elden pek çok değerler kaçtı yok oldu. Hatta hala kaçmaya devam ediyor. İnsan bazı şeylerin değerini kaybetmeye yaklaştığında daha iyi anlatmaya başlıyor. İstanbul'umuz da biran önce değeri anlaşılan nadide mücevherlerin için de yer almalıdır. İstanbul için pek çok şarkı bestelenmiştir. Günümüzde pop şarkılarında bile güzel bir sevgili ile İstanbul kıyaslanır ve sevgili için İstanbul kadar güzel sözcükleri kullanılmaktadır. İstanbul da yaşamak büyük bir mutluluktur. Ama en değerli mutluluk İstanbul gibi bir değeri çocuklarına, torunlarına bırakabilme mutluluğudur.

geri











 
Temmuz 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.