2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1


ŞİZOFRENİDE PSİKOTERAPİ

Şizofrenik kişi kendisine ve çevresine güvenini ağır derecede yitirmiştir. Ona göre insan ilişkileri; düş kırıklıkları, aldatılmalar, oyuna getirmeler, özerkliğin yitimi, yenilip yutulmalar gibi kavramlarla doludur. Bu nedenle insan ilişkilerinden korkar ve kaçar, kendine özgü dünyasına kapanır. Ama bir yandan da insan ilişkilerine ihtiyacı vardır. Bu gereksinimi bazen çok yoğundur. Bu ''gereksinim-korku'' ikilemi içinde hasta kişiler arası ilişkilerini düzenleyemez, geliştiremez. İlişki kurmak istedikçe korkuları artar, korkuları arttıkça ilişki kurmak güçleşir. Böylesine bocalama içinde olan bir hastanın güvenilir sürekliliği olan bir kişiye ya da kişilere dayanması zorunludur. Bu nedenle şizofrenide psikoterapinin ve psikoterapötik ilişkinin önemi son derece büyüktür. Ne tür psikoterapötik yaklaşım olursa olsun, güven sağlayıcı, sürekli bir ilişki gerekmektedir.  Hastaya karşı dürüst, açık sözlü, ilgili, onu anlamaya çalışan, kısa sürede sonuç alınamayınca hastayı bırakmayan, reddetmeyen, direşken bir terapist başarılı olabilir. Böyle bir terapist, şizofreniğin dünyasının da bir anlamı olabileceğine inanır. Hastasına ne aşırı sevgi duygularıyla analık, babalık ve kardeşlik oyunu oynar ne de uzak ve soğuk kalır.

İyi bir psikoterapist belli psikoterapi ekollerine dogmatik biçimde bağlı kalmaz. Şizofreni psikoterapisinde psikoanalitik ve varoluşçu yönelimli psikoterapiler en önemli katkıları yapmışlardır.  Fakat bunların klasik kuram ve kurallarının katı biçimde uygulanması ilişkinin kısa zamanda kopmasına, beklide bir takım zararların ortaya çıkmasına neden olabilir. Psikoanaliz psikoterapiye dinamik kavramları getirmiştir. Ancak, serbest çağrışıma, düşlerin yorumlanmasına, aktarım ve direncin çözümlenmesine dayanan, hastayı uyaran, yoksunluğunda bırakan klasik psikanaliz şizofreniklerde uygulanmamaktadır.  Böyle bir yaklaşımı savunanlar bile, genellikle klasik psikanalizin hastanın daha fazla çözülmesine, dağılmasına yol açabileceği görüşü yaygındır. Bunun gibi, şizofrenide psikoanaliz de sakıncalıdır. Bu yollarda hastanın benliğinin daha dağılmasına parçalanmasına neden olabilir.  Salt davranışçı yöntemlerinde şizofreniklerde yararlı olduğu sanılmamaktadır.

Şizofrenide hastanın bireysel durumuna göre ayarlanmış psikoanalitik yönelimli ama gerektiğinde davranışçı yöntemleri de kullanabilen destekleyici, rehberlik yapıcı ve açıklayıcı, gerektiğinde iç görü kazandırıcı ve her şeyden çok uzun süreli ilişkinin oluşmasını sağlayan bir psikoterapi süreci düşünülmelidir.

Şizofreniklerden bir kısmı hastalığı kabul etmezler ve hekime ve hastaneye gitmeye büyük direnç gösterirler. Böyle durumlarda aile bireyleri ne yapacaklarını şaşırırlar ve bir çaresizlik içinde hekimi sıkıştırırlar. Tedaviyi kabul etmeyen kronik şizofrenik hasta bütün bir aileyi perişan edebilir. Denebilir ki bir aile için en büyük acı ve yıkım böyle bir hastaya sahip olmaktır. Bu nedenle hekimin aileyi de ele alması, onlarla görüşmesi ve onlara destek olması; hastanın regresif yönlerini destekliyorsa bu tutumlarını değiştirmelerine yardımcı olması için gerekli açıklamaları ve uyarıları yapması, aileyi dinlemesi doğrudur.  Şizofreniklerin aileleri ile verimli ilişki ve işbirliği kurmak kolay olmayabilir. Hasta ile iletişim güçlüğüne benzer sorunlar aile bireyleri ile de olabilir. Bu sorunlar aile içinde güç bir hastanın bulunmasına bağlı olduğu gibi, hastalığın bu sorunlardan kaynaklanması da olasıdır. Bütün bu nedenlerle aileye psikoterapötik ve eğitici yaklaşım zorunludur.

  anasayfa












 
Ekim 2019
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.