2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1


.: TÜRK PSİKİYATRİ DERNEĞİNDEN PSİKOLOJİK
ARAŞTIRMALAR :.

Depresyon Saptanmasında Genel Sağlık Anketi-12

GİRİŞ

Depresyon, yaygınlığı ve yol açtığı yeti yitimi nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Yaşam boyu prevalansı % 10 ile % 21 arasında değişmektedir (Noble 2005). Türkiye Ruh Sağlığı Profili çalışmasının verilerine göre depresyon oranı son bir yılda % 4 olarak belirlenmiştir (Kılıç 1998). Depresyon, birinci basamak sağlık hizmetine başvuran hastalarda tüm bozukluklar arasında en sık rastlanan tanıların başında yer almaktadır (Katon 1982, Rezaki 1995b, Whooley ve ark. 1997). Dünya Sağlık Örgütünün 1997 yılında yaptığı çalışmanın sonuçlarına göre depresyonun 2020 yılına kadar zaman kaybına, yetiyitimine ve ölüme neden olan etkenler arasında ikinci sırada yer alacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca 2020 yılında depresyonun hastalık yükü açısından gelişmiş ülkelerde ilk sırada, gelişmekte olan ülkelerde ise üçüncü sırada olacağı bildirilmektedir (Murray ve Lopez 1997).

Ülkemizde Dünya Sağlık Örgütü ile ortaklaşa yürütülen bir çalışmada, sağlık ocağına başvuran hastalarda %11,6 oranında depresyon saptanmış ve depresyonun üst solunum yolu enfeksiyonlarından sonra ikinci sırayı aldığı bildirilmiştir (Rezaki, 1995a). Buna karşın, yapılan çalışmalar birinci basamağa başvuran hastaların ancak % 30-50?sine depresyon tanısı koyulduğunu göstermektedir (Docherty 1997, Williams ve ark. 1999). Türkiye?de bu oran %15?e kadar düşmektedir (Sağduyu ve ark. 2000). Depresyonun özellikle birinci basamakta tanınması ve uygun şekilde tedavi edilmesi, depresyonun neden olduğu kayıpların azalmasına olanak sağlayacaktır.

Birinci basamak sağlık hizmetinde ruhsal bozuklukları tanımak için en yaygın kullanılan yöntem, tarama testlerinin günlük uygulanmasıdır. Bu şekilde depresyon tanısı koyma oranının 2-3 kat arttığı bildirilmiştir (Henkel ve ark. 2003). Valenstein ve arkadaşları (2001) tarama giderleri düşük tutulur ve uygun tedavi verilirse depresyon taramasının verimli olabileceğini göstermiştir. 

Depresyon için geliştirilen veya modifiye edilen tarama ölçekleri ile yapılmış çok sayıda çalışma bulunmaktadır (Williams ve ark. 2002, Klinkman ve ark. 1997, Whooley 1997, Henkel ve ark. 2003). Bir tarama ölçeğinde aranan özellikler arasında, soruların kısa ve anlaşılır olması, uygulama süresinin kısa olması, uygulanacak grup için geçerlik çalışmasının yapılmış olması, kesme noktasının belirlenmiş olması, duyarlılık ve özgüllük oranlarının yüksek olması sayılabilir. Depresyon taramasında kullanılan ölçekler ayrıca depresyon belirtileri ile ilgili soruları içermelidir. Genel Sağlık Anketi (GSA) genel psikiyatrik rahatsızlığı ayırt etmek için geliştirildiği halde, aralarında zevk alma, durgun hissetme, dikkat dağınıklığı ve uykusuzluk gibi temel depresyon belirtilerini sorgulayan maddeler de bulunmaktadır.

GSA (Goldberg ve Blackwell 1970) olgu ayırt etme ölçekleri arasında hem hasta sayısı, hem de çalışma sayısı olarak en sık kullanılan 2 ölçekten biridir; diğeri CES-D: Epidemiyolojik Araştırma Merkezi-Depresyon Ölçeği?dir (Williams ve ark. 2002). Orijinal 60 soruluk formundan sonra, 30, 28 ve 12 soruluk formları da geliştirilen ölçeğin, kısa formları da psikiyatrik bozuklukların taranmasında en az 60 soruluk orijinal formu kadar güvenilir bulunmuştur (Goldberg ve ark. 1997). GSA, duyarlılık ve özgüllük oranları 0.70-0.80 arası değişen geçerlik çalışmaları ile 50?den fazla ülkede 38 dile uyarlanmıştır. Goldberg ve Williams (1988) GSA için kullanıcı kılavuzunda, en iyi kesme noktasının GSA? nin uygulanacağı hasta grubu için belirlenmesini önermişlerdir. Örneğin Latin Amerika?da, yalancı pozitif vakaları önlemek için, İngiltere?ye oranla daha yüksek kesme noktasının uygulanması gerekmektedir (Lewis ve Araya 1995). Türkiye?nin de dahil olduğu Dünya Sağlık Örgütü işbirliği ile yürütülen 15 merkezli çalışmada, GSA-12  için önerilen kesme noktaları değişik ülkeler için 1/2 ile 6/7 arasında değişmektedir (Goldberg ve ark. 1998). Bu kesme noktaları, herhangi bir psikiyatrik bozukluk için hesaplanmıştır. Kültürel farklılıkların yanısıra, bölgelere göre değişen psikiyatrik bozukluk yaygınlık oranı veya birden fazla psikiyatrik tanının varlığı, kesme noktalarındaki farklılığa neden olabilmektedir. PubMed kullanılarak yapılan taramada psikiyatri yazınında depresyon için önerilen bir kesme noktasına rastlanmamıştır.

Bir gözden geçirme yazısında 16 tarama ölçeğinin depresyon için hesaplanan ortalama özgüllük ve duyarlılık değerleri karşılaştırılmış ve GSA? nin performansı depresyon taramasında diğer ölçekler kadar başarılı bulunmuştur (Williams ve ark. 2002). Aynı yazıda, aralarında GSA?nin da bulunduğu, en çok kullanılan 4 ölçeğin ROC eğrileri karşılaştırılmış ve istatistiksel olarak farklı bulunmamıştır. GSA, doğrudan depresyon taraması için geliştirilmediğinden, ölçeğin depresyon için psikometrik özelliklerini inceleyen araştırmalar az sayıdadır.

Depresyon taramasının sıklıkla yapıldığı ve gerekli olduğu gruplardan birini de öğrenciler oluşturmaktadır. Öğrencilik döneminde stres etkenlerini ve bunların tetikleyebildiği ruhsal rahatsızlıkları araştıran çalışmalar (Dahlin ve ark. 2005, Saipanish 2003), depresyonun öğrenmeyi olumsuz etkilediğini ortaya koymuştur. Yapılan çalışmalar öğrencilerde depresyon ve anksiyete belirtilerinin yüksekliğine işaret etmektedir (Dahlin ve ark. 2005, Guthrie ve ark. 1995). Epidemiyolojik ve klinik çalışmalar, ergen ve genç erişkinlerdeki depresyon yaygınlığının erişkinlerde görülene benzediğini, ancak ergenlerin daha sık depresif belirti bildirdiklerini göstermiştir (Takamura ve Sakihara 2001, Wight ve ark. 2004). Schoenbach ve arkadaşları (1983) ergenlerin erişkinlere göre daha sık geçici psikolojik belirtileri dile getirdiklerini bildirmiştir. CES-D ile yapılan bir çalışmada ergenler, erişkin kesme noktası ile değerlendirildiğinde depresyon oranlarının arttığı, ergenlere daha yüksek kesme noktası uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür (Radloff 1991). Bu nedenle ölçeklerin kesme noktalarını farklı gruplar için belirlemek önemlidir.

Bu çalışmanın amacı psikolojik danışmanlık ve/veya psikiyatrik yardım için sağlık merkezine başvuran öğrencilerde depresyon oranını, depresyon tanısı için GSA?nin geçerliğini/uygun kesme noktasını, GSA?nin ve depresyonun bazı sosyodemografik değişkenlerle ilişkisini, pozitif GSA maddelerinin depresyon için olası risklerini incelemektedir.

YÖNTEMLER

Üniversite Öğrenci Sağlık Merkezi Psikiyatri Polikliniğine 2002-2003 öğretim yılı boyunca Eylül 2002- Mayıs 2003 tarihleri arasında ilk başvurusunu yapan 170 öğrenci (115 kadın, 55 erkek) çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışmaya katılmayı reddeden öğrenci  olmamıştır. Öğrenciler bu üniteye herhangi bir birimden sevk edilmeden doğrudan başvurabilmektedir. Tüm öğrenciler araştırma konusunda bilgilendirilmiş ve araştırmaya katılmayı kabul edenlere görüşme öncesi, kendilerinin doldukları bir sosyodemografik bilgi formu ve 12 soruluk Genel Sağlık Anketi verilmiştir. Ardından DSM-IV tanılarının belirlenmesi için bir psikiyatri uzmanı (HÖ) tarafından GSA sonuçlarına kör olarak SCID-I?in tümü uygulanmıştır. Sosyodemografik bilgi formu ve GSA?nin doldurulması yaklaşık 20 dakika, SCID?I?ın uygulanması ortalama olarak 45 dakika sürmüştür. Çalışmayı yapan hekime ilk kez başvuran öğrenciler çalışmaya dahil edilmiş, daha önceden izlemde olanlar çalışmaya alınmamıştır.

Ölçme Araçları

DSM-IV Eksen I Bozuklukları için Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I): DSM-IV Eksen I tanılarının konması için First ve arkadaşları (1997) tarafından geliştirilen yapılandırılmış bir klinik görüşme ölçeğidir (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994). Belirtilerin var veya yok şeklinde değerlendirildiği ölçekte duygudurum belirtileri ve psikotik belirtilerin sorgulandığı bölümler sonrasında, uygun DSM-IV tanısı kodlanmaktadır. Aynı kodlamalar, alkol ve diğer maddelerin kullanım bozuklukları, anksiyete ve diğer bozukluklar bölümleri değerlendirildikten sonra da tekrarlanmaktadır. Türkçeye uyarlama, geçerlik ve güvenilirlik çalışması Çorapçıoğlu ve arkadaşları (1999) tarafından yapılmıştır. 

Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12): Hasta tarafından doldurulan ve özellikle birinci basamakta ruhsal rahatsızlığı ayırt etmek üzere Goldberg (1972, 1978) tarafından geliştirilen bir ölçektir. Bugüne kadar birçok farklı dil ve kültüre uyarlanmıştır. 60 soruluk formu sonrasında geliştirilen 30, 28, 12 soruluk kısa formları aynı şekilde güvenilir bulunmuştur. Bu çalışmada kullanılan GSA, 12 soru içermektedir. Her soru hiçbir zaman-her zamanki kadar- her zamankinden sık-çok sık olmak üzere 4 şıktan oluşmaktadır. Yanıtlar likert (0-1-2-3) ölçeği şeklinde veya GSA el kitabında önerildiği şekilde (0-0-1-1) puanlanabilir. Katılımcılar ölçeği doldurduktan sonra seçilen puanlama yöntemi uygulanabilir. Türkçe geçerlik ve güvenilirlik çalışması Kılıç (1996) tarafından yapılmıştır. Duyarlılığı 0.74, özgüllüğü 0.84 olarak hesaplanan GSA-12?nin sağlık ocağına herhangi bir bedensel yakınma ile başvuran hastalar için önerilen kesme noktası 1/2?dir, toplam GSA puanının 1-2 arasında olmasıdır (Kılıç 1996).

Çalışmada ayrıca yaş, cinsiyet, anne/baba mesleği, öğrencinin aylık geliri, okuduğu fakülte, kaldığı yer, sosyal güvencesi olup olmadığı, önceki psikiyatri veya sağlık merkezi başvurusunun değerlendirildiği sosyodemografik bilgi formu verildi.

İstatistikler: Grupların karşılaştırıldığı analizlerde kategorik değişkenler için ki-kare, sürekli değişkenler için t testi uygulandı. GSA maddelerinin depresyon için odds oranları (OR), depresyon riskini en fazla artıran maddeleri ayırt etmek amacıyla hesaplandı. Değişik kesme noktalarının, GSA ölçeği ile DSM tanısı arasındaki uyumunu değerlendirmek için kappa değerleri hesaplandı. Ölçeğin performansının değerlendirildiği ROC eğrisi hem 0-1 tipi, hem de likert puanlamaya göre hesaplandı.

BULGULAR

Sosyodemografik Veriler

Çalışmaya katılan 170 öğrencinin 115 (% 68)?i kadın, 55?i (% 32) erkekti. Öğrencilerin yaş ortalaması  21,9±2,2 olarak hesaplandı. % 97,6?sı bekar olan öğrencilerin diğer sosyodemografik verileri Tablo 1?de özetlenmiştir.

DSM-IV Tanıları ve GSA-12 Sonuçları

Öğrencilerin % 34?ü herhangi bir tanı almazken, % 66 öğrencinin aldığı DSM-IV tanılarının dökümü Tablo 2?de verilmiştir. Bu tabloda yer alan ?Diğer? kategorisinde yeme bozukluğu, uyum bozukluğu ve alkol kötü kullanım bozukluğu; ?psikoz? kategorisinde şizofreni, şizoafektif bozukluk ve psikotik özellikli mani nöbeti bulunmaktadır.

Depresyon tanısı alan 84 öğrencinin 13?ünün (% 15) ektanısı bulunmaktadır: 3 obsesif kompülsif bozukluk, 3 konversiyon bozukluğu, 5 alkol veya madde kötü kullanımı, 2 yeme bozukluğu. Ektanısı olmayan grubun GSA ortalama puanı (9,6±2,3) ile tüm depresyon grubunun GSA ortalama puanı (9,5±2,4) arasında fark saptanmamıştır.

Tanıların ortalama GSA puanları Tablo 2?de verilmiştir. Ortalama GSA puanı 7.5±3.7 (kadınlar için 8.0±3.6 ve erkekler için 6.4±3.7; p<0.05) dir. Depresyonu olan ve olmayanların GSA yanıt yüzdeleri Tablo 3?te görülmektedir.

Sosyodemografik değişkenlerle toplam GSA puan ortalaması arasında ilişki saptanmamıştır. Yıl kaybı olan öğrencilerde (% 61.5) yıl kaybı olmayanlara göre (% 43.2) daha sık depresyon görülmüştür (x 2 : 4.847; p<0.05). Depresyon oranı ayrıca kızlarda (% 54.8) erkeklere göre (% 36.4) daha yüksek bulunmuştur (x 2 : 5.052; p<0.05).

GSA?nin likert puanlama için iç tutarlılık katsyısı (Cronbach?s alpha) 0.91; 0-1 tipi puanlama için 0.88 bulunmuştur. Hem likert hem de 0-1 tipi puanlamaya göre hesaplanan ROC eğrileri Şekil 1?de verilmiştir. ROC eğrilerinin altında kalan alanlar birbirlerine çok yakındır; 0-1 kodlamasına göre  0,82, likert kodlamasına göre 0,81.

Depresyon tanısı için 0-1 tipi puanlamaya göre hesaplanan duyarlılık, özgüllük, pozitif ve negatif yordama güçleri, odds oranları, güven aralığı ve kappa değerleri Tablo 2?de verilmiştir. Duyarlılık ve özgüllük oranlarının cinsiyetlere göre nasıl değiştiği incelendiğinde; kızlarda 8/9 kesme noktası için duyarlılık % 81,0, özgüllük % 75,0; erkeklerde 6/7 kesme noktası için duyarlılık % 85,7, özgüllük % 61,8 olduğu görülmektedir.  

GSA maddelerinin pozitif olmaları halinde depresyon riskini ne kadar artırdıklarını gösteren odds oranları Tablo 5?te verilmiştir. Buna göre hayattan zevk alabilmeyi sorgulayan sorudan 1 puan alanların, 0 puan alanlara göre depresyon riski 11, 44 (Güven aralığı: 4,51-29,03) kez daha fazladır. Dikkat bozukluğundan yakınanların depresyon riski, bu soruya olumsuz yanıt verenlere göre 7,62 (Güven aralığı: 3,28-17,69) kez daha fazladır. Cinsiyetlere göre bu maddeler ve OR?leri şu şekilde değişmektedir: Kızlarda değersiz hissetme [10,27 (4,21-25,10)], zevk alabilme [9,94 (3,43-28,81)], dikkat bozukluğu [8,51 (2,93-24,71)] ve keyifsiz durgunluk [7,16 (2,23-23,01)] maddeleri; erkeklerde zevk alabilme [20,00 (2,41-17,27)] ve mutlu hissetmeme [10,69 (2,15-53,21)] (maddelerinin OR ve % 95 güven aralığı değerleri parantez içinde verilmiştir).

TARTIŞMA

Bu çalışmada ele alınan örneklemde, psikiyatri birimine başvuran öğrencilerde depresyon sıklığının % 49,4 olduğu gözlenmiştir. Öğrencilerin depresyon oranlarını inceleyen çalışmalardan bazıları genel toplum taramalarında bulunan değerlerden daha yüksek depresyon oranları bildirmektedir: % 32-35 (Dahlin ve ark. 2005, Allgoewer ve ark. 2001, Doğan ve ark. 1994). Hoeper ve arkadaşları (1984) buna karşın, genel bir GSA taramasında öğrencilerin daha az psikiyatrik tanı aldıklarını bildirmiştir. Bizim çalışmamızdaki yüksek depresyon oranı, çalışmaya psikiyatrik yardım için başvuran öğrencilerin alınmış olması ile açıklanabilir.

Cinsiyetler arasında hem psikiyatriye başvuru oranı, hem ortalama GSA puanları, hem de depresyon oranları açısından fark görülmüştür. Kız öğrencilerde depresyon oranı (% 54,8) erkeklere göre yüksek bulunmuştur. Depresyonun kadınlarda daha sık görüldüğü sık tekrar eden bir bulgudur. Epidemiyolojik çalışmalar kadınların yaşam boyu hastalanma risklerinin depresyon için % 20-25 olduğunu göstermiştir; bu değer erkekler için % 8-12?dir (Noble 2005). Kız öğrencilerin tarama ölçeklerinden daha yüksek puan aldıkları ve daha sık depresif belirti bildirdikleri, yapılan birçok çalışmada görülmüştür (Schraedley ve ark. 1999, Tait ve ark. 2003, Akman 1995, Doğan ve ark. 1994). Bu anlamda cinsiyetler arasında bulunan fark, önceki çalışma sonuçları ile örtüşmektedir.

Bu çalışmanın diğer bir bulgusu, yıl kaybı ile depresyon arasındaki pozitif ilişkidir. Depresyon ile yıl kaybı arasındaki zamansal ilişki bilinmediği için bu bulgu farklı şekillerde yorumlanabilir. Yıl kaybı, bir stres etkeni olarak depresyonu tetiklemiş olabileceği gibi; depresyon ders başarısında düşüşe neden olmuş olabilir. Bizim verilerimizle bunu ayırt etmek mümkün görünmemektedir. Ders başarısı kötü olan öğrencilerin daha çok psikiyatrik tanı aldıkları başka çalışmalarda da gösterilmiştir (Özkürkçügil Çorapçıoğlu 1999).

GSA?nin depresyon taramasındaki geçerliği bu çalışmanın temel sorusudur. Hem GSA tipi hem de likert puanlamaya göre hesaplanan ROC eğrileri (Şekil 1) ölçeğin depresyon taramasındaki performansının iyi olduğunu göstermiştir.

GSA ile bugüne kadar yapılmış geçerlik çalışmalarında bulunan ortalama duyarlılık ve özgüllük değerleri 0,70-0,80 arasındadır. Türkiye?de yapılan geçerlik çalışmasında GSA?nin herhangi bir psikiyatrik rahatsızlık için duyarlılığı 0,74 ve özgüllüğü 0,84 olarak bulunmuştur (Kılıç 1996). Bu çalışmada duyarlılık ve özgüllük değerleri benzer oranlarda bulunmuştur; sırasıyla % 74,7 ve 75,9 (8/9 kesme noktası için). Kesme noktası 7/8?e düşürüldüğünde duyarlılık % 83,1?e yükselmiş, özgüllük % 64,4?e düşmüştür. Depresyon taraması için kullanılan ve aralarında GSA?nin da bulunduğu 16 ölçek için belirlenen medyan değerler şu şekildedir: duyarlılık % 85, özgüllük % 74 (Williams ve ark. 2002). Diğer depresyon tarama araçlarından farklı olarak GSA özel olarak depresyon belirtilerini sorgulamak üzere geliştirilmemiş, genel psikiyatrik bozuklukları ayırt etmek için geliştirilmiştir. Ancak buna rağmen GSA depresyonu tanımada diğer tarama ölçekleri ile karşılaştırıldığında, ölçek performansı benzer bulunmuştur (Mulrow ve ark. 1995). Ayrıca GSA?nin hem 0/1 hem de likert puanlamaya göre hesaplanan iç tutarlılıkları yüksek bulunmuştur. Koeter (1992) anksiyete ve depresyon hastaları ile yaptığı bir çalışmada, GSA?nin kullanılan diğer tarama ölçeklerine göre daha kısa olması nedeniyle tercih edilebileceğini bildirmiştir. Değişik kesme noktaları için Kappa katsayılarına bakıldığında (Tablo 4) 8/9 kesme noktası için hesaplanan Kappa değerinin (0.52) en yüksek olduğu görülmektedir. Bu değer tanı ile GSA değeri arasında orta derecede bir uzlaşmayı gösterir ve kabul edilebilir sınırlardadır.   

Bu çalışmada dikkati çeken bir bulgu ortalama GSA puanının ve dolayısıyla kesme noktasının yüksekliğidir (8/9). Bugüne kadar yapılan çalışmaların çoğu herhangi bir bedensel yakınma ile birinci basamak sağlık hizmetlerine başvuran kişilerle yapılmıştır. Bu çalışmalarda önerilen kesme noktaları 1/2 ile 6/7 arasında değişmektedir (Kılıç 1996, Goldberg ve Lecrubier 1995, Goldberg ve ark. 1998). Bizim çalışmamızda ise özellikle psikiyatrik yakınmalarla gelen öğrenciler değerlendirmeye alınmıştır. Bu durum, GSA ortalamasının ve kesme noktasının yüksek olmasını açıklayan bir neden olabilir.

Birçok çalışmada bildirildiği gibi ergenler ve genç erişkinlerde geçici depresif belirtilere daha sık rastlanmaktadır (Takamura ve Sakihara 2001, Wight ve ark. 2005). Bu durum ortalama GSA puanlarındaki yüksekliği açıklayan diğer bir neden olabilir. Radloff (1991) da benzer şekilde kesme noktasının ergen/genç erişkinlerde yükseldiğini ortaya koymuştur. Finlay-Jones ve arkadaşları (1979) GSA ile yaptıkları çalışmada yalancı pozitif vakaların yalnızlık, yaşam olayları ve fiziksel rahatsızlık ile ilişkili olduğunu bildirmiştir.

Goldberg ve arkadaşları (1998) kesme noktalarındaki farlılıkların kültürel nedenler dışında mevcut ektanılar nedeniyle olduğunu ileri sürmektedir. Bizim çalışmamızda depresyonu olan öğrencilerin % 15?i ikinci bir DSM-IV tanısı almıştır, ancak ektanısı olan hastaların GSA puan ortalamaları olmayanlardan yüksek değildir.

Tek tek maddelere verilen pozitif yanıtın depresyona girme riskini nasıl artırdığına bakıldığında, ?zevk alabilme, dikkat bozukluğu, karar vermekte güçlük, mutlu hissetmeme? sorularından alınan puanların odds oranlarını artırdığı görülmektedir. Bu sorular DSM-IV?te depresyon için sorgulanan ölçütlere benzerlik göstermektedir (Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994).

SONUÇ

Bu çalışmada öğrenci sağlık merkezine psikiyatrik yakınmalarla başvuran öğrencilerde GSA?nin depresyon taramasında kullanılabileceği görülmüştür. GSA özellikle depresyon taramasında kullanılmak üzere geliştirilmediği halde bazı temel depresyon belirtileri sorgulamaktadır. Sorularının kısa, anlaşılır olması, uygulama süresinin uzun olmaması, psikometrik özelliklerinin iyi olması GSA?nin tarama ölçeği olarak tercih edilmesinin en önemli nedenlerindendir. Onlarca dile çevrilmiş olan ve dünyanın birçok merkezinde yaygın şekilde kullanılan GSA?nin, özellikle psikiyatri uzmanı bulunmayan öğrenci sağlık merkezlerinde depresyon taraması için kullanılmasının yararlı olduğu görüşündeyiz. Dikkat edilmesi gereken konu, kesme noktasının daha yüksek tutulması gerekliliğidir; bu örneklem için 8/9.

 geri












 
Aralık 2021
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30
31


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.