2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

.: AİLENİZİN PSİKOLOJİK REHBER KİTABI :.

BEBEK SAHİBİ OLMANIN YAŞI VAR MI?

Günümüzde son 30 senedir, uzmanlar kişileri erken yaşta anne olmamaları konusunda bilgilendirmeye çalışmaktadırlar. Özellikle ufak yaşta anne olan bayanlarda pek çok tıbbi komplikasyon ortaya çıktığı bilinmektedir. Zaman zaman televizyon programlarında 13 yaşında anne olmuş kişileri izleyebiliyoruz. 13 yaşındaki kişi daha fiziksel gelişmesini tam anlamıyla tamamlamamıştır. Bu durumda hamile kalmak hem çocuk için hem de anne için çok tehlikeli olabilir. Bahsettiğimiz tehlike fiziksel bir tehlike olabileceği gibi ruhsal ve duygusal olarak daha çocuk ve ergenlik arasında kalmanın kaygı ve endişelerini taşıyan bir genç kızın annelik yapabilmesi zor ve yıpratıcıdır. Yapılan araştırmalar erken yaşta hamile kalan genç anne adaylarında düşük yapma, ölü ve erken doğum olaylarını çok sık görmekte olduğumuzu vurgulamaktadır. Ama en önemli konu, anneliğe hazır olmanın ideali nedir. Tıbbi olarak bilinen, erken yaşta yapılan doğumların anneye zarar verdiği ve çok zor olduğu yolundadır.

Biz psikologların bakış açısından olayı değerlendirirsek, evlilik tam olarak yerine oturmadan, kişiler birbirlerini iyi tanımadan çocuk yapılmamalıdır. Çünkü günümüzde boşanmalar artmıştır. Boşanmalardan en çok zararı çocuklar görmektedirler. Günümüzde kişilerin boşanabilmesi daha kolaylaşmıştır. Çünkü kişiler kadın ve erkek olarak çalışıyorlarsa bana kim bakacak, ben ne olacağım kaygıları ortadan kalkar; baba evine dönme korkusu ve sıkıntısı devreden çıktığı için kişiler kendileri için bitmiş olan bu evliliği çocukları için sürdürmemektedirler.

Ayrıca çocuk, çok güzel zevkli, keyifli olmasına rağmen bazı güçlükleri de beraberinde getirmektedir. Sorumlulukları, gece uykusuzlukları, yorgunluklar, panikler kişileri ve evliliklerini yıpratabilir. Eğer evlilik sağlamlaşmamışsa ve ufak tefek sıkıntılara, sorunlara göğüs gerip belli sıkıntılar zorlanmalar karşısında kişiler bir tecrübe kazanmamışsa çocukla birlikte gelebilecek olan zorluklar evliliği de temelinden zorlayabilir.

Evlilik öncesinde kişiler mutlaka hayatlarında yapmak istedikleri pek çok şeyi yapmalıdırlar. Dünyayı gezmek, motosikletle veya bisikletle dağlara tırmanmak, zorlu trakinglere katılma gibi.

Bir başka karşıt uç da çocuk sahibi olmakta geç kalmamaktır. Kişiler çocuklarıyla oyunlar oynayacaklar, onun büyümesine katılacakları için birliktelikten tat alabilecekleri yaşı kaçırmamalıdırlar. Özellikle kadınlarda 42 yaşından sonra yapılan doğumlarda fiziki bazı komplikasyonlar çıkabileceği görüşü günümüzde tartışmalara açıktır. 40-45 yaş üzerindeki hamileliklerde zihinsel özürlü çocuk dünyaya getirebilme olasılığında artış görüldüğü vurgulanmaktadır.

Evliliğin ilk yılları biraz duygusaldır. Kişiler hem birbirlerini tanır hem de imtihan ederler. Daha sonra kişiler ev ve araba almak için birlikte işbirliğine girerler. Belli girişimler yapıldığında artık yavaş yavaş rahatlamaya başlamışlardır. İşler yoluna girmeye başlamıştır. İşte sıra keyif alıp verilecek bir konuya gelmiştir. Artık temel sağlamlaşmıştır. Tanıma ve sınama bitmiştir.

Prof. Çiğdem Kağıtçıbaşı'nın "çocuğun değeri" araştırmasında çocuk isteme nedeni olarak, "yaşlandığımda bana bakması için" demiyen kişilerin çocuklarıyla daha mutlu ve keyifli ilişkiler kurdukları bulunmuştur. Karşılıklı doyum alıp verdikleri izlenmiştir.

Doğumun ideal zamanı diye bir tarih vermenin doğru olduğuna inanmıyorum. Ama kişinin kendisini hazır hissetmesine dikkat edilmelidir. Hazır olduğunu hissetmeden kişi, dikkatli bir şekilde korunmalıdır. Özellikle çiftler korunma yollarını çok iyi bilmelidirler. Pek çok yerde istemeden oldu, yanlışlıkla oldu, farkına varmadan hamile kalmışım sözlerini işitmekteyiz. Bu durum çocuk için çok acıdır. İstenmeden gelen bir misafir gibi istenmeden olmuş çocuk da birçok mutluluğu tadamayacaktır. Ve bu duyguyu ömür boyunca yaşayacak, kendi hayatına da taşıyabilecektir.

 

 

geri











 
Kasım 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.