2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

AİLENİZDE EŞCİNSEL, BİSEKSÜEL, TRAVESTİ VEYA TRANSSEKSÜEL BİRİ Mİ VAR?
YALNIZ DEĞİLSİNİZ!

Çocuğunuz size eşcinsel olduğunu mu söyledi?

Kardeşinizin kendi cinsine de ilgi duyduğunu mu fark ettiniz?

Bir akrabanızın cinsiyetini değiştirmek istediğini mi öğrendiniz?

Kimseyle konuşamıyor ve bu durumla tek başınıza başa çıkamıyor musunuz?

Danışma Hattı Telefonu :  0533 544 02 75 - (0212) 292 09 49

Danışman Psikolojik Hizmetler Merkezi'nde de aile üyelerinden birinin eşcinsel, biseksüel, travesti, transseksüel olduğunu öğrenen, bu konuda konuşmaya açık olan aile bireyleriyle bilgilendirme toplantıları yapılmaktadır. Kurumumuza gelenlere bilgi alma, konuşma, diğer ailelerle paylaşabilme imkanları sunulmaktadır. Sizin de çocuğunuz, kardeşiniz veya yakınınız eşcinsel, biseksüel, travesti veya transseksüel ise bizi arayabilir ve randevu alabilirsiniz. Bu çabamızın nedeni eşcinsellere karşı şiddeti engellemek, aileleri, halkı bilgilendirmek,  gençlere ve ailelere destek vermektir. Gencin bu durumu fark etmesi, ailesine açılmaya karar vermesi, bunu nasıl gerçekleştireceğini bir uzmanla paylaşmasında, ailenin bu paylaşılan gerçeği kabullenmesinde ve bu duruma uyum sağlamasında ve onlara rehberlik etmek konusunda merkezimiz yardımcı olmaktadır. Aileler öncelikle çocuklarına homofobik kişiler tarafından zarar verilebileceğinden, daha sonra çocuklarına yakın çevrelerinin incitici, alaycı tavırlarından, çocuklarının içinde bulunduğu tolumdan dışlanacağından korkarlar. Bunların dışında bir önemli korkuları kendileriyle ilgilidir. "Niye benim çocuğum böyle oldu? Acaba çocuğumun böyle olmasında benim mi bir etkim veya suçum var?" diye düşünür ve korkarlar. Bu konuda da onlara yol gösterici olmakta hem merkezimiz, hem de daha önce bu yollardan geçmiş olan diğer aileler birlikte çalışmaktadırlar.

Eğer çocuğunuz açılmak istiyorsa ona destek verilmeli ama açılması konusunda zorlanmamalıdır. Aileye açılmanın sonucunda yaşanan ilk şoktan sonra kaybetme hissi ve suçluluk duyguları gelir. Niye ben sorusu sorulur. Sevgi bu noktada yeterli değildir. Ailelerin doğru ve kesin bilgilere de ihtiyaçları vardır. İşte bu noktada onlara rehberlik edecek uzmanlarımızla birlikte büyük bir enerji ile özverili bir çalışmaya girilecektir. Çocuklarınızın yeniden doğmasında önce bilgili ve daha sonra kendine güvenli bir geçiş süreci uzmanlarımız aracılığıyla yaşatılacaktır. Genç, ailesine açılana kadar bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Açıldıktan sonra da ailesi bir desteğe ihtiyaç duyabilir. Her iki taraf da bu durumu kabullenmiş görünmesi rağmen zaman zaman endişeler, korkular ortaya çıkabilir. Düşüncelerde geri dönüşler olabileceği için aileyi yalnız bırakmamak gerekmektedir. Çocuğunuzun bu durumunu öğrendikten sonra da hayatla olan mücadeleniz devam edecektir.               
               
Eşcinselliğin ve biseksüelliğin nedeni bilinmemektedir. Bu tür bireyler toplumdan dışlanmaktadır. Ailelerin çocuklarının lezbiyen, gay veya biseksüel olduğunu öğrendiklerinde duydukları duyguları hiçbir bilgi rahatlatmaz. Toplumda eşcinselliğin doğasının bilinmemesinden dolayı birçok yanlış düşünce ortaya çıkmıştır.

SEÇİM DEĞİLDİR
Cinsel kimlik hiçbir zaman bir seçim değildir. Heteroseksüel kişiler cinselliklerini seçmiyorlarsa onlarda bu konuda bir seçim yapmamaktadırlar.

Küçük yaşlarda hemcinsleriyle veya karşı cinsle yaşanan cinsel içerikli davranışlardan dolayı ortaya çıkmaz. Onların sadece cinsel deneyimlerini içermez duygusal dünyalarını da kapsar.

HASTALIK DEĞİLDİR
Bu durum tedavi edilmesi gereken bir hastalık değildir. Lezbiyen, gay veya biseksüellik doğal bir ilişki halidir. Kişinin elinde olan bir hal değildir. Kişi yaradılışından sorumlu değildir.
Eşcinsellik 1973 yılında APA (Amerikan Psikiyatri Birliğinin) ve 1990'da WHO (Dünya Sağlık Örgütü) tarafından psikiyatrik sınıflandırmalardan çıkarılmıştır. Böylece eşcinselliği bir hastalık olarak görmeye son verilmiştir. Günümüzde bile bazı din adamları veya psikiyatristler bu gruba yanlış yaklaşımlarda bulunabilmektedirler. Bu durumda ya bilgi eksikliği ya da homofobi dediğimiz eşcinsellik korkusu etkili olabilmektedir.

SAPIK, SEKS DÜŞKÜNÜ DEĞİLDİRLER
Hormonları diğer insanlardan farklı değildir. Seks düşkünlüğü karşı cinsteki kişilerinkinin aynısıdır. Eşcinsel ve biseksüellerin aşırı seks yapıyormuş gibi algılanmalarının nedeni onlarla ilgili bilgilerin sadece cinselliklerine odaklanması ve hayatlarının geri kalanının görmezden gelinmesinden dolayıdır. Yanlış inanışlardan bir başkası da gay, lezbiyen ve biseksüellerin küçük çocuklarla cinsel ilişkiye girme eğilimlerinin olduğu düşüncesidir. Bu düşünce tamamen yanlıştır. Normal ,aklı başında bir lezbiyen,gay veya biseksüelin küçük çocuklarla seks yapma konusundaki düşüncesi heteroseksüel bir kişininkiyle aynıdır.Çocuklara yönelik cinsel tacizlerin büyük bir kısmı heteroseksüel kişiler tarafından gerçekleştirilmektedir.

Her dönem eşcinsel kişilerin sayıları artıyor korkusu toplumu tedirgin eder. İnsan hakları konusunda yapılan doğru çalışmalar ve eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olmadığının tıp ve bilim tarafından ortaya konmasından sonra bu grup kendilerini yavaş yavaş açık edebilmektedirler.

Toplumda karşılıklı anlayış, destek, saygı ve sevgi esas olmalıdır. Söyleyeceğimiz her söz ayrımcılık yaşatabilecektir. Doğru bilgileri biz tıp kişileri söylemeliyiz. Medya her zaman tıbbın ve bilimin yanında yer almalıdır.

ÇOCUKLUKTA CİNSEL TACİZE UĞRAMIŞ OLMAK EŞCİNSEL OLMA SEBEBİ DEĞİLDİR
Bir diğer önyargı da çocukluk veya gençlik döneminde cinsel tacize uğramış bir insanın ileride eşcinsel, gay veya lezbiyen olabileceği düşüncesidir. Toplumda bu fikir oldukça yaygındır. Hatta bu durumdan dolayı insanlar eşcinsel kişilere acırlar. Zaman zaman da onların ailelerini suçlarlar. Bu düşünce toplumda o kadar fazla yaygındır ki pek çok kişi hala günümüzde bu düşüncenin gerçek olduğu konusunda hemfikirdir. Bu düşünce toplumdaki homofobi konusunu güçlendirir. Bazen sadece bu yanlış önyargı sadece toplumda değil çocuğun kendi ailesinde ve yakın akrabalarında da kesin bir gerçek gibi kabul edilmektedir. Bu önyargının yanlış olduğunu psikologlar ve medya vurgulamalı, bu çocuklar üzerindeki dışlama ve şiddeti durdurmak konusunda bu konunun açık ve doğru olarak bilinmesi eşcinsellere olan öfkeyi ve yargılamayı yumuşatacak ve azaltacaktır.

AIDS (HIV) EŞCİNSEL HASTALIĞI DEĞİLDİR
Toplumsal bir AIDS korkusu vardır. Bu korku toplumda eşcinsellikle birlikte anılmaktadır. Bunu önemsemek gereklidir. Bu hastalığa her cinsiyetten insanlarda yakalanabilmektedir.

AIDS'e yakalanmış eşcinsellerin oranı eşcinsel olmayanlardan fazla değildir. Hem AIDS konusunda hem eşcinsellik konusunda ve de güvenli seks konusunda tüm aileleri bilgilendirmek gerekmektedir. Bu konu açık ve net bir biçimde anlatılmalı, kesinlikle konu abartılmamalıdır. Bilgi korkuyu ortadan kaldırır. Anlattıklarımızın anlaşılıp anlaşılmadığını defalarca kontrol edin. Bu konuyu değişik zamanlarda konuşun. Bir defa anlattım tamam diye düşünmeyin. Aileler konuyu yavaş yavaş sindirebileceklerdir. Size defalarca aynı soruları sorabilirler. Bu şekilde davranmaları anlamadıklarından değil bunu kabul edebilmek için bir süreç gerektiğindendir. Bu süreç bazen geri geri de işleyebilmektedir.

EŞCİNSELLER SAĞLIKSIZ AİLELERDEN ÇIKAR
Bir diğer yanlış önyargı da eşcinsel çocuklar ancak sağlıksız ailelerin çocuklarından çıkar düşüncesidir. Bu düşünce tamamıyla yanlıştır. Bu yargı aynı zamanda toplumsal bir ön yargıdır. Eşcinsel ve biseksüel kişilerin sağlıksız aile ortamlarında yetiştiği yaygın bir inanıştır. Birçok kişi çocuğunun eşcinsel olduğunu öğrendiğinde önce kendisini sonra diğer aile üyelerini suçlama yoluna gider. Eşcinsel veya biseksüel olmak suç olmadığından bir suçlu aramak gereksizdir. Bu ailelerde bir geçiş sürecidir.

KİMLİK
Cinsel bilinç ergenlik döneminin başlangıcında ortaya çıkar. Bazen bu bilinç daha önce de ortaya çıkabilir. Çocuk ailesine sorular sorar veya arkadaşları onunla dalga geçer veya onu kızdırır. Genç duygusal ve cinsel olarak kendi cinsine veya her iki cinse de ilgi duyduğunu fark eder. Başlangıçta kendisi de tam anlam veremediği için çoğunlukla cinsel yönelimini reddeder. Ergenlik dönemi başlı başına bir sorarken çocuğumuz bunun yanında ayrımcılık, önyargılar, hakaret ve aşağılamalarla mücadele etmek zorunda kalır. Aile desteğinin çok önemli olduğu bir dönemde derdini kimseye anlatmadığı için yalnız kalır. Aile desteğinin çok önemli olduğu bir dönemde derdini kimseye anlatamadığı için yalnız kalır. Tüm eşcinseller eşcinsellikten önce homofobiyi keşfederler. Ne olduğunu tam anlayamadığı duygularının yanlış olduğunu düşünür. Medyada ve çeşitli ortamlarda eşcinsellere gösterilen tahammülsüzlük hakaret ve şiddet onu korkutur. Kendi kendine durumu kabullenmesi çok zor olur. Bu sancılı bir süreçtir. Bu aşamada lezbiyen ve gay bireyler hemcinslerine karşı hissettikleri duyguları anlamlandırırken kendi kimliklerini sorgularlar. Genç bu zor süreçten geçerken ona yardımcı olmak destek vermek gerekmektedir. Konu ile ilgili doğru bilgilere ulaşmasına yardımcı olmak ve ona zaman tanınmalıdır. Genç eşcinselliğini veya biseksüelliğini fark ettiğinde yanlış bir şey yaptığını düşünür. O güne kadar eşcinselliği küfürlerde kullanılan, aşağılama anlamı taşıyan bir şeymiş gibi algılamıştır. Sünnet, askerlik, gerdek gecesi gibi toplumsal ritüeller de erkekliğin ne kadar değerli olduğu onun beynine işlenmiştir. Medyadaki okuduğu ve gördüğü eşcinsellik konusunda abartılmış ve alaycı, negatif bakış açısı onu hem korkutur hem de rahatsız eder. Bu kimlikle özdeşim kuramayabilir, bu kimliği kendisine yakıştırmayabilir. Zamanla doğru ve sağlıklı bilgilere ulaştığında eşcinsel olmanın tek bir tip olmak anlamına gelmediğini anlayacaktır.

Lezbiyenler için de durum farklı değildir. Lezbiyenler, anne olmak, gelin olmak, eş olmak baskısıyla karşılaşırlar. Görünür eşcinsel kadınların azlığı ise lezbiyen, biseksüel, kadınların kendini tanımasını, kendisiyle barışmasını iyice zorlaştırır.

KAYGI, SUÇLULUK VE YALNIZLIK
Eşcinsel veya biseksüel bireyler kendilerinin durumlarını gizlemeye çalışırlar. Anlaşıldığında çok büyük bir olasılıkla aşağılanacak, dışlanacak, şiddet görebileceklerini düşünürler. Bu gizlenmek zorunda olmak çocuğunuz üzerinde yıllar boyunca bir baskı oluşturur. Durumunu kabul etse bile bu baskının etkileri sosyal yaşamında uzun süre etkili olur.

Aile, din, ahlak, gelenekler gibi toplumsal kurumlar bu baskıyı artırır ve derin bir suçluluk duygusuna sebep olabilir. Siz çocuğunuzun yanında olsanız bile o kendini yalnız hissedebilir. Kendisinin anormal olduğunu düşünür. Çevresinden gizlenmek zorunda hisseder. Sizin yaşadığınız şoku ve kaygıları çocuğunuz küçük yaşlarda ve hayata karşı daha az deneyimliyken yaşadı. Her gencin yaşadığı ergenlik problemlerine bir de farklılık problemlerini birlikte çözmeye çalıştı.

Çocuğunuzun onu bu haliyle kabul ettiğinizi bilmesi iyi olacaktır. Çevreden ona zarar verebilirler korkusuyla hareket edip onu aşırı koruma altına almayın. Çocuğunuzun kendine benzeyen bireylerle konuşması, süreci paylaşması onu rahatlatacaktır. Sizin de benzer süreçleri yaşayan ailelerle görüşmeniz sizi rahatlatacaktır ve yol gösterici olacaktır.


AİLELERİN TEPKİLERİNİN NEDENLERİ

Aileler çocuklarını iyi tanıdıklarını düşünürler. Çocuklarındaki bu gelişim onları önce şok eder. Daha sonra da şaşkınlık ve korku ortaya çıkar.

Bazen aile üyeleri kendilerini veya birbirlerini suçlarlar. Çoğunlukla da nerede yanlış yaptım diye düşünürler. Çocuğunuzun bu durumunda "Siz hiçbir şey yapmadınız, çocuğunuzun bu durumundan sorumlu ve suçlu olmadıkları anlatılmalıdır. Bu durum sizin başarısızlığınızın veya iyi ebeveyn olmadığınız anlamına gelmez.

Bazı aileler çocuklarını reddeder. Bazıları da yardım etmek isterler. Ama nasıl üstesinden gelineceğini bilemezler. Çoğu aile kendilerini çocuklarından yabancılaşmış hisseder. Sevgi, ailelerin şokunu ve kafa karışıklığını hafifletmez.

Aileler çocukları için bildikleri her şeyin yıkıldığını anladıklarında çocuklarının geleceği ve sağlığı için endişelenirler. Bu endişelerin ortadan kaldırılması için ailelerin doğru bilgilerle bilgilendirilmesi gerekmektedir.


KORKULAR VE BİLGİSİZLİK

Toplumda eşcinsel ve biseksüellerin ailelerine doğru bilgi yolu denecek kadar azdır. Ebeveynlerde toplumda olan yanlış bilgilerle bombardıman olmaktadırlar ve haliyle ebeveynler de toplumun geri kalanından farklı olmayacak eşcinsellik hakkında tüm söylence ve yanlış anlamaları hep ön plana çıkar. Hem genci hem de aileyi zehirler. Kafalarını karıştırır ve onları korkutur. Bilgisizlik korkuyu doğurur ve yanlış inançlara yok açar. Aile, çocuklarının durumunu anlamak yerine, aşılmaz görebilirler ve paniğe kapılırlar. Hatta geri çekilip canları gibi çok sevdikleri çocuklarına kötü davranabilirler. Bilinmelidir ki bu durumu kabullenmek uzun bir süre alır. Aileler ilk duyduklarında gösterdikleri sert tepkileri yavaş yavaş yumuşatabilirler. İlk önce çok sert tepki gösteren aile daha sonrasında bir miktar daha farklı bakabilmektedir.

Kendini suçlu hissetmeyin. Siz onun eğitiminde başarısız olmadınız. Çocuğunuzu tanıdıkça, daha çok bilgi edindikçe yaşadığınız şok azalacaktır. İlk anda duyduğunuz kaygıların ne kadar abartılı olduğunu fark edeceksiniz. Bu farkındalıkla birlikte eşcinsel ve biseksüellere karşı toplumdaki baskıları daha rahat bir şekilde fark edebileceksiniz.

DİNİ ÖNYARGILAR VE HOŞGÖRÜSÜZLÜK
Ebeveynlerin dini inançları onların bu durumu kabullenmesinde rol oynayacaktır. Hatta bazı ebeveynlerde bu durumu kabul etmek büyük bir zorluk haline gelecektir. Oysa bütün kutsal kitaplarda insana birbirine hoşgörülü davranması, alçakgönüllü olması gerektiği öğütlenir. Dışlamanın, yargılamanın yanlışlığından söz edilir. Tüm dinler hoşgörü ve sevgiyi onaylar. Lezbiyen, gay veya biseksüel kişiler de inançlı kişiler olabilirler. Kimin inancının daha güçlü veya daha zayıf olduğunu yargılamak hakkı bizde değildir.

TERCİHLER
Ebeveynler genellikle kendilerine "Neden benim çocuğum böyle yaşamayı tercih etti?" diye sorarlar. Eşcinsellik, biseksüellik veya heteroseksüellik doğal bir durumdur. Tercih edilmez. Eşcinsel ve biseksüel kişiler pek çok kişinin tepki gösterebileceği böyle bir durumu isteyerek tercih etmezler. Hatta sevdikleri insanların bile tepki gösterebileceği ve baskı uygulayabileceği böyle bir durumu isteyerek tercih etmeleri doğru bir düşünce olamaz. Siz nasıl karşı cinsten hoşlanırken tercih hakkı kullanmıyorsanız aynı durum çocuklarınız için de geçerlidir. Bu onların doğuştan getirdikleri bir durumdur.  Bu onların varoluşlarının bir yanıdır. Çocuklarınız da sizler gibi içinde yaşadıkları topluma ait olmak, sosyalleşmek ve özgürce yaşamak isterler. Bu onların her insan gibi doğal hakkıdır. Sizin için çok yeni ve bilinmedik bir konu olan bu durum çocuğunuz için yeni değildir ve haliyle toplumsal tepkilere göğüs germe noktasında muhtemelen sizden daha hazırlıklıdır. Onu korumak için bile olsa çocuğunuzun yalnızlığa mahkûm etmemelisiniz. Sosyalleşmesini desteklemelisiniz. Toplum içinde yaşaması konusunda onun yanında yer almalısınız.

AİLE BAĞLARI
Ebeveyn olarak bir şok yaşadığınızı kabul edin. Unutmayın ki çocuğunuz sizden önce bu şoku yaşadı. Böyle sıkıntılı dönemlerde aile bağları çok önemlidir. Böyle bir şok karşısında daha sonradan oturup düşündüğünüzde hiç de tasvip etmeyeceğiniz kötü tepkiler vermiş olabilirsiniz. Durum böyle olmuş olsa bile çocuğunuz sizden onu hala sevdiğinize dair bir işaret bekleyecektir. Onu hala sevdiğinizi sözlü olarak söylemeniz her zaman tercihimizdir. Hatta bu söylemi belli aralıklarla tekrarlamanız daha uygun olacaktır. Tek başına kuru kuru sözcükler onun için yeterli olmayacaktır. Onun için sözlerinizle birlikte hareketleriniz de uygun olarak sevginizi belli edebilmelidir. Bu durum çocuğunuz için olumlu bir başlangıç oluşturacaktır.

DUYGULARINIZI DIŞA VURUN
Duygularınızı bastırmaya çalışmayın. Böyle bir durumda çocuğunuz sizden şoka girmemenizi beklemeyecektir. Çocuğunuza böyle bir şoka hazırlıklı olmadığınızı, onunla ilişkilerinizde bir şey değişmediğini, onu hala çok sevdiğinizi, bu şoku atlatmak için zamana ve desteğe ihtiyacınız olduğunu açık olarak söyleyebilirsiniz. Ailenizin dışında sizi anlayacak birine duygularınızı ifade etmeye çalışın. Bu durum taşıdığınız acıyı hafifletecek, aile içinde yaşanabilecek çatışmayı önleyebilecektir. Eleştirmeden dinleyebilecek ve size yardımcı olacak bir psikologla bu konuyu paylaşabilirsiniz. Psikolog utancınızı, endişelerinizi, korkularınızı doğru yöne kanalize etmenizde ve olgunlaştırmanızda size yardımcı olacaktır. Çocuğunuza karşı göstereceğiniz hoşgörüyü birlikte oluşturabilirsiniz. Bu konuda psikolog çocuğunuza da endişeleri konusunda yardımcı olabilecektir. Psikologların gizlilik kuralı burada devreye girer. Onunla konuştuğunuz her şey o odada kalır. Psikoloğunuzla her şeyi en açık haliyle konuşabilirsiniz. Kafanızdaki tüm soruları ona sorabilirsiniz. Kimseye soramam diye düşündüğünüz pek çok soruyu ona sorabilirsiniz. Psikolog size ve çocuğunuza önyargılı olarak yaklaşmaz.

Ebeveynler durumu daha önce fark edebilirler. Bazen ebeveynler çocukları kendilerine açılma cesareti bulamadan onların eşcinsel veya biseksüel olduklarını fark ederler. Çocukların konuyu açması ailenin işini kolaylaştıracaktır. Bu durumda aile eğer durumu fark ettilerse "Biz durumunu hissetmiştik" biçiminde konuya girebilirler. Aileden çocuklarına olgunca bir hoşgörü göstermesini beklemek çok kolay değildir. Onlar kendileriyle ilgili bu yeni durumla nasıl başa çıkacaklarını gözden geçirmekte oldukları için çocuklarına ilk planda yardımcı olmaları beklenmeyebilir. Aile kendi içlerindeki uyumlarını ne kadar erken sağlayabilirse bir an evvel çocuklarına sahip olup onlara yardımcı olmak için konuşabilecek hale gelebilir. Lezbiyen, gay veya biseksüel olduğunu açıkça bilen gençler bile bu yanlarını kabul etmekte zorluk yaşayabilirler. Bu durumu kabullenmek zaman içerisinde kademeli olarak gelişir. Çocuğunuzu ne kadar sevdiğinizi, onun yanında yer aldığınızı ona sürekli olarak ifade etmekte fayda vardır. Böyle davranırsanız kızınızın veya oğlunuzun konuşmasına uygun bir ortam yaratmış olursunuz. Görülmüştür ki birçok eşcinsel ve biseksüel sadece cinselliklerini ailelerinden saklamakla kalmayıp yaşamlarının büyük bölümünü ailelerinden uzakta ve onlarla paylaşmayarak yaşamaktadırlar. Aileleriyle birlikte olacakları zamanları ailelerinden uzakta geçirmektedirler. Aileleriyle birlikte olmak istemelerine rağmen onların bu durumlarından rahatsız olabileceğini düşünerek erken yaşta evden ayrılma yolunu seçerler. Yaşamlarının büyük bölümünü aileleriyle paylaşmaktan uzak durmak zorunda kaldıkları için yanlış ilişkilere girebilirler. Ailelerin eşcinsellik ve biseksüellik konularını aile içinde konuşabilmesi gelecek için sağlıklı ilişkiler kurulmasını sağlayacaktır. Hatta bu durum onların ailelerine açılmalarını kolaylaştıracaktır. Onların anne baba ilişkilerini kuvvetlendirecektir. Bu durum cinselliklerini içselleştirmelerinde onlara yardımcı olacaktır. Eğer çocuğunuz birlikte olduğu kişiyi sizinle tanıştırmak isterse çocuğunuzun herhangi bir arkadaşa nasıl davranıyorsanız ona da öyle davranmalısınız. Bu aşamaya gelmek zaman alabilir. Bunun olması için karşılıklı sevgi ve saygı gerekmektedir. Önyargıları yıkmak çok zordur fakat bu durum herkesin yararına olacaktır.  

AİLE ÖRGÜTLERİ
Yurtdışında uzun yıllardan beri yakınlarından birinin eşcinsel veya biseksüel olduğunu öğrenen bireylere destek veren aile örgütleri bulunmaktadır. Ebeveynler bu tip kurumların desteklerinden yararlanırlar. Bütün bu tecrübeler sonucunda eşcinsel veya biseksüel olmakta ailenin yapısının bir ilgisi olmadığı açıkça görülmüştür. Eşcinsel veya biseksüel bireyin kendini kabul etmesi aşamasında kendi gibi olan bireylerle paylaşıma ne kadar ihtiyacı varsa bu gerçekle karşılaşan ailelerin de diğer ailelerle buluşmaya ve konuşmaya o kadar ihtiyacı vardır. Toplumda yerleşik olarak var olan homofobi kalıplarının kırılmasında örgütlerin başarısı ailelerin ve arkadaşların desteğinden bağımsız düşünülemez.

BİR ANNENİN MEKTUBU
BİR TANIKLIK: OĞLUM BENİM ÖĞRETMENİM!
"Çocuklarına çok düşkün bir anneydim. Sanki hayatımı onlara adamıştım. Dünya biryana onlar bir yana diye düşünürdüm hep. Sanki onlara bir şey olsa, ondan sonrası düşünemeyeceğim kadar karanlıktı.

Tolga/Oğlum benim ikinci çocuğumdu. Onu toplumun bakışına, toplumun beklentilerine göre yetiştirmeyi arzuluyordum. İdeal annelik rolümü çok iyi oynadığıma kendimi inandırmıştım. Çoğu annenin de yaptığı gibi, sürekli çocuklarımı gözlemler, onların sıkıntılarını hafifletmeye çabalar, onların önünde gider yollarını açar, onları koruyup kollayarak hayatta yürümelerine yardım ederdim. Bugünkü gözümle baktığımda onlara ne kadar bağımlı olduğumu görüyorum. Onların yürümelerine yardım etmekten çok kontrol ettiğimi fark ediyorum.

Ergenlikle birlikte oğlum gergin ve huzursuzdu. Onda bir şeylerin değiştiğinin farkındaydım. Onunla uzun konuşmalarımızdan, davranışlarından eşcinsel olabileceğini veya kendini öyle zannettiğinden şüpheleniyordum. Ben de huzursuz ve gergin olmuştum. Bu düşünceler aklıma geldikçe; "Yok canım, olur mu öyle şey? Biz onu çok iyi yetiştiriyoruz." Diye kendimi kandırıyordum. Bu kafa karışıklıkları elbette ki böyle süremezdi.

Bir gün onu soru yağmuruna tuttum. Beş saatlik sürenin ardından bana eşcinsel olduğunu söyledi. İşte o an ondaki rahatlamayı gözlerinde gördüm. Ağlamayı kesişini ve sakinleştiğini çok net hatırlıyorum. Tabii ondaki rahatlamanın aksine benim de başıma dünya yıkılmıştı. Yıllar önce babamı kaybettiğimde böyle bir acı yaşamıştım… Kayıp… 17 senedir tanıdığım oğlumu kaybetmiştim. Onunla kendini var eden ben de kendimi kaybetmiştim. Şimdi onu hiç tanımıyordum.

Kafamda onunla ilgili oluşturduğum tüm örneklerden uzaktı bu eşcinsellik… Ne hisseder? Neler düşünür? Daha doğrusu nedir bu eşcinsellik? Benim çok iyi tanıdığımı zannettiğim oğlum yoktu artık. Sanki bir yabancıydı karşımda duran. Bir müddet bir psikologdan yardım aldık. Psikolog beni kendime döndürdü. Bu arada eşcinsellikle ilgili makaleler, kitaplar okumaya başladım. Bilgilendikçe korkum azalmaya başladı. Toplumun neden eşcinsellerden korktuğunu anlamaya başladım. Bilgisizlik ve yeni bilgiye direnmek en kötü hastalıklar bence. Onu yeniden tanımaya keşfetmeye başladım. Bu çalkalanma döneminde nereye gidebilirdim ki? Onu değiştirmeye çalışmak sadece aptallıktı. O benim evladımdı, canımdan bir parçamdı ve ben onu çok seviyordum. Neden korkuyordum ki? Benim istemediğim biri olmasından mı? Hayallerime ters düştüğü için mi? Fark ettim ki ben onu şimdiye kadar hep koşullu sevmişim. Koşullu sevmek beklenti barındırır. İstedikleri gerçekleşince insan sevdiğini düşünür… Ben doğru sevgiyi öğrenmek istedim. Önce kendimi severek işe başladım. Bu sayede çocuklarımı daha çok sevdiğimi fark ettim.

Onunla birlikte sanki ben yeniden doğdum. Kendimi yeniden tanıdım. Hayatım ve hayata bakışım tamamıyla değişti. Arkadaşları, sevgilileri ve çevresiyle tanıştıkça yepyeni şeyler öğrendim, keyif aldım. Geç de olsa kendime onun sayesinde ‘Ben kimim?' diye sorabildim. İşte bunun için o benim öğretmenim. İyi ki oğlum eşcinsel yönelimini bizimle paylaştı. Bu sayede dünyaya ve insanlara bakış açım artık farklı.

Buradan eşcinsel annelerine sesleniyorum. Lütfen çocuklarınızı dinleyin, onlara yakın olun. Önyargılarınızla onları korkutmayın, değiştirmeye çalışmayın. Belki onları yerine asıl değişmesi gereken sizlersiniz. Bu çevre dediğimiz, toplum dediğimiz kurallarına uymaya çaba sarf ettiğimiz sistemin hatalı olabileceğini düşünün. Okumaktan kaçmayın ve kendinizi bilgilendirin. Bizler onlara mutlu bireyler olmaları adına, artık tüm dünyada hastalık olmadığı kabul edilmiş bir gerçeği reddederek sadece mutsuz geleceler hazırlıyoruz. Oysaki gerçek sevgi kabullenicidir. Çocuklarınıza bakarken hep şöyle düşünmeye çalışın: Şimdi, burada ‘sevgi' olsa ne yapardı?"

Uzman Yaklaşımı:
Çocuğunuz hazır olduğunda açıklamalıdır.

Bu konuda çok güçlü olumsuz önyargılar vardır. Bu yargılar aileye açılmayı engeller ve erteler.

Sizler homofobiyle savaşmak durumundasınız. Bu bir insanlık ayıbıdır.

Toplumda yer edinmiş kişiler bu konuda açıklama yaptıkları zaman ailelerin bu konuya bakış açısı yumuşayabilmektedir.

Bu konuda suçluluk duymak ve bu suçluluğun sonucunda acı çekmek artık durmalı. Hem çocuklar hem aileler bu durumdan dolayı utanmamalı ve kendilerini ve çocuklarını saklamak için özel bir gayret sarf etmemelidirler. Bu konuda tolumu bilgilendirmek aydınların görevi olmalıdır.

Medya organları homofobi ve ailelere açılma konusunda toplumu bilgilendirmeli. Olumlu örnekler vererek bu alanda ortaya çıkabilecek cinayetleri ve acı veren olayları engelleyebilmek için elinden geleni yapmalıdır. Bu medyanın görevi ve sorumluluğudur. Medya,  bu konuyla ilgili röportaj vermek isteyen ailelerle görüşerek doğru bilgileri toplumda yerleştirmek ve yaymak için çaba göstermelidir.

Çocuk ailesine açıldığında üzerinden büyük bir yük kalkar. Kendisini özgürleşmiş ve güçlü hisseder. Olay işte tam bu noktada başlamaktadır.

Aileleriyle durumu paylaşmış olan gençlerin hayata bakış açıları daha farklı ve pozitif olmaktadır.

Ailelere yardımcı olurken aynı zamanda gençlerin partnerlerine de destek vermek gerekebilir. Bazen aileler çocuklarının bu durumundan direk olarak partnerlerini suçlu görebilirler.

Birinci aşama çocuğun aileye açılmasıdır. İkinci aşama ailenin tüm bireylerinin bu konuyla ilgili bilgilendirilmesidir. Anne-baba ve kardeşler gibi… Üçüncü aşama ise yakın akrabalara durumu açıklama aşamasıdır. Dördüncü aşama yaşanılan yakın çevreye durum açıklamaktır. Komşular, mahalle sakinleri gibi… Beşinci aşama iş veya okul ortamındaki insanların durumu öğrenmesidir. Bütün bu aşamaların hepsinin başarıyla tamamlanması gerekmez. Sadece bir aşamayı aşmış olmak yeterli olabilir. Bazı durumlarda ise iki-üç aşama kaydetmek doğru olabilir. Bazı durumlarda tüm aşamaları geçmeyi başarabilirsiniz. Bu aşamalardan ummadığınız bir aşamada zorlanıp, çok zorlanacağınızı düşündüğünüz bir aşamada daha kolay geçiş yapabilirsiniz. Tüm aşamaları geçmek zorundaymış gibi hissetmemelisiniz.


Dünyada böyle ailelerde annenin kendini bu durumdan dolayı daha fazla sorumlu tuttuğu bilinir. Özellikle çocukların eğitimi annelere bırakıldığı için anne çocuğuna iyi bir eğitim verememekten dolayı böyle bir olayın ortaya çıktığını düşünür. Acı çeker, ağlar, dövünür; babanın ve ailenin tüm bireylerinin saldırılarını ve eleştirilerini göğüsler. Bu göğüslemeyi yaparken zaman zaman çocuğunun yanında zaman zaman da sanki eleştiriler çocuğuyla ilgili değil de direk kendisiyle ilgiliymiş gibi düşündüğünü görürüz. Bu durumda anneye psikolojik destek, aile desteği, eşcinsel aileleri desteği yardımcı olabilir. Annenin bir an evvel bu suçluluktan ve "Bu sorumluluk benim" düşüncesinden kurtulmasını sağlamalıyız. Bu konuda en büyük görev babaya daha sonra diğer kardeşlere düşmektedir. Bizim toplumumuzda ise namus kavramı ön plana çıktığı için bu olaydan en fazla rahatsız olan ve çok öfkeli olan ebeveyn anne değil babadır. Bu konuda babalar çoğunlukla psikolojik destek almayı reddederler. Ona zaman tanımak bununla birlikte ailenin diğer tüm bireylerinin hatta büyükanne ve büyükbabaların çocuğa destek olmak konusunda hemfikir olmaya başlayarak bir güç birliği oluşturduklarında baba da devreye girecektir. Babaları anlayışla karşılamak ve çok üstüne gitmemek doğru olacaktır. Baba eğer çocuğunu öldürmeyi düşüyor veya şiddet uyguluyorsa dikkatli olmak gerekmektedir.

*Bu yazı İngiltere'de faaliyet gösteren FFLAG(Families and Friends of Lesbians and Gays) grubunun yayımladığı  "A Guide For Families & Friends of Lesbians and Gays" adlı kitapçıktan yola çıkılarak öncelikle LİSTAG/ Lambdaistanbul Aile Grubu'nda faaliyet gösteren ebeveynler- LGBTT bireyler tarafından ve Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)'ın hazırlamış olduğu "Eşcinsel ve Biseksüel Bireylerin Aileleri ve Arkadaşları İçin Bir Rehber" adlı broşürden ve annenin mektubu olduğu gibi bu broşürden alıntı yapılmıştır.

Eşcinsellerin Aileleri İçin Özel Bir Rehber

"Bu yazılar www.trgi.info/ aile sitesinden alınarak Türkçeye çevrilmiştir" Türkçeye Çeviren: Psikolog Nilden Gökçebay












 
Kasım 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.