2
1

2
1


2
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2
GENÇLİK PSİKOLOJİSİ SORUNLARI
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1

2
1


2
1

2

BEYOĞLU BELEDİYESİ İLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞTİRDİĞİMİZ MUTLU AİLELER MUTLU ÇOCUKLAR SEMİNERLERİMİZİ TAMAMLADIK.
1

2
1

 

.: BEDEN DİSMORFİK BOZUKLUĞU :.

Her ne kadar insanlar çoğunlukla bu tür hastalıkları gizleseler ve rakamlar tamamen gerçekleri yansıtmasa da istatistikler, toplam nüfusun yüzde birinin beden dismorfik bozukluğu ile mücadele ettiğini ortaya koyuyor. Bu hastalıkla ilgili ilk vaka 17. Yüzyılda kayıtlara geçmiş. Hastalık hala farklı kültürlerden insanlarda görülebiliyor. Çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkan beden dismorfik bozukluğun nedeni hem genetik hem de çevresel faktörlerden kaynaklanabiliyor. Bu psikolojik rahatsızlığın bazılarında kalıtımsal olabileceği düşünülürken, küçükken fiziksel şiddet ya da reddedilme gibi travmatik olaylar yaşamış kişilerin de bu hastalığa yakalanabileceği gözlemleniyor. Bu rahatsızlığa yakalananlar, vücutlarının (genellikle yüzlerinin) utanç duyulacak kadar çirkin olduğuna dair gerçekçi olmayan düşünceleri takıntı haline getiriyorlar. Bu takıntı onların gerçek dünyadan çekilerek, kendilerine intihar riskinin son derece yüksek olduğu paranoyak ve yalnız bir dünya kurmalarına neden oluyor. Anti depresanlar tedavinin önemli bir parçası olabilir. Aynı zamanda gündelik semptomların üstesinden gelmek için hastaya psikoterapi ve kognitif davranış terapisi de uygulanmalı. Daha fazla bilgi ve destek için Beden Dismorfik Bozukluk Derneğinden bilgi alabilirsiniz.

Erkek arkadaşım Carl ile kalabalık bir barda tanıştığımız gece bana gülümsedi ve ben de bunun üzerine hızla barın tuvaletine gittim. Bir kabine girerek kapıyı kilitledim ve gözyaşlarına boğuldum. Hatırladığım tek şey, ağlamama engel olamadığımdı. Carl’ın benimle dalga geçtiği için güldüğünü düşünüyordum; üstelik kimse beni aksine ikna edemezdi.

Yanımda taşıdığım küçük el aynasını çıkardım ve daha önce birçok kez yaptığım gibi yüzümdeki çizgileri ve kırışıklıkları incelemeye başladım. Tuvaletteki diğer kadınların spot ışıklarının olduğu aynanın önünde makyajlarını tazelerken güldüklerini, birbirleriyle şakalaştıklarını duyuyordum. Ben hiçbir zaman yapamamıştım çünkü aynaya her baktığımda 20 yaşlarında, çekici ve güzel cildi olan biri yerine 90 yaşlarında tükenmiş bir kadın görüyordum.

Tabii ki bu arkadaşlarıyla barda eğlenen 22 yaşındaki bir genç kızdan bekleyeceğiniz türden bir davranış değil.

Ancak o zamanlar görünümümden utanmama ve kendimi rahatsız hissetmeme neden olacak negatif düşünceler tarafından yönlendiriliyordum. O günlerde bilmediğim; ‘beden disomorfik bozukluğu’ denilen psikolojik hastalığa yakalanmış olduğumdu… Kendimi iyi hissettiğim zamanlarda ise evden zar zor dışarı çıkabiliyordum. Çok kötü hissettiğim günlerde ise intihar etmeyi düşünüyordum.

Büyüyünce böyle olacağım kimsenin aklına gelmezdi. Sevgi dolu bir ailede; mutlu, kendine güvenen ve uyumlu bir çocuk olarak yetiştim. Kendimle ilgili ilk kez böyle tuhaf şeyler hissetmeye zamanı çok iyi anımsıyorum.

1997 yılının nisan ayında, on beşinci yaş günümden bir gün önce aynaya baktığımı ve dudaklarımın kenarında derin çizgiler, gözlerimin etrafında ise kaz ayakları denilen kırışıklıklar gördüğümü hatırlıyorum. Kendimi o şekilde gördüğümde bir anda panikledim, merdivenlerden aşağıya hızla inerek büyük bir korku içersinde anneme yüzüme neler olduğunu sordum. Bana şaşırmış bir şekilde baktı ve rahatsız edici herhangi bir şey görmediğini söylediğini. Bir anda gözyaşlarına boğuldum ve ‘Neden bana yalan söylüyorsun?’ diye bağırdım. Annemin ve ilerleyen haftalarda arkadaşlarımın yüzümde bir tuhaflık olduğunu inkar etmeleri, beni daha da paranoyak yaptı. Çünkü ben yüzümdeki kırışıklıkları belirgin bir şekilde görebiliyordum.

Ergenlik yıllarımın devamında, hayatım mümkün olduğu kadar insanların arasına karışmakla geçti. Sosyal etkinliklere katılmıyor; ne kadar çirkin göründüğüm dışında hemen hemen hiçbir şey düşünmüyor ve konuşmuyordum. Çok nadir de olsa bir yere gideceğim zaman hazırlanmam yaklaşık beş saat sürüyordu. Üst üste sürdüğüm makyaj malzemeleri ile çirkinliğimi kapatmaya çalışıyordum.

Günlerim, aynalardan kaçmaya çalıştığım kaotik bir rutine dönüşmeye başlamıştı. Aynanın karşısında kendime, tepeden tırnağa gönül rahatlığı ile bakamıyordum. Bu yüzden yüzümü sürekli küçük bir el aynasıyla bölge bölge inceliyordum. Ancak bu durum da panik atak yaşamama neden oluyordu.

Annem, düştüğüm durum karşısında çaresiz kalmıştı. Bunları tamamen kafamda yarattığımı düşünüyor ve sürekli ne kadar güzel olduğumu söyleyerek bana özgüven aşılamaya çalışıyordu. Ancak onu dikkate alamayacak kadar depresif bir durumdaydım.

1998 yılının mart ayında tamamen dibe vurmuştum. Okuldan eve yürürken hıçkırarak ağladığımı hatırlıyorum. Anneme kafamın çok karışık olduğunu ve çaresiz kaldığımı söyledim. Artık daha fazla yaşamak istemediğime de karar vermiştim. Ertesi gün, annem haftanın üç günü görüşmem için beni bir psikiyatriste götürdü. Psikiyatrist, düşüncelerimin depresyon belirtisi olduğunu söyledi ve kullanmam için antidepresan ilaçlar verdi.

Bir şeylerin değişeceğini umut ediyordum; ancak her şey daha da kötüleşti. İlerleyen haftalarda bu kez saçım konusunda takıntılı davranmaya başlamıştım. Aynaya her baktığımda, kafamda yer yer saç derimin gözüktüğü kel bölgeler olduğunu görüyordum. Dökülürler diye korktuğum için saçımı taramayı da bıraktım. Yatakta uyumadan yatıyor; sabaha kadar negatif düşüncelerle kendimi hırpalıyordum.

Ciddi bir şekilde intihar etmenin yollarını düşünmeye başlamıştım. Zaten intihar ederim diye de etrafındaki herkes tetikte bekliyordu sanki. Üç ay boyunca evdeki tüm keskin aletler kaldırıldı ve ilaçlarım bir dolaba kilitlendi. Bir an olsun bile yalnız bırakılmıyordum. Notları her zaman A olan bir öğrenciydim; ancak artık sınavlara girmem dahi sakıncalıydı. Doktorlar, stresin beni daha da kötüleştireceğini düşünüyorlardı. 17 yaşıma basmadan 1 yıl öncesini karanlık dönem olarak hatırlıyorum. Arkadaşlarımla partilere gitmek istiyordum. Oysa kafamın içinde iki farklı ses vardı; normal olmamı isteyen ses sürekli kendimden nefret etmeme sebep olan ses tarafından bastırılıyordu. Düşünce tarzımı değiştirmem yavaş ve son derece zor bir süreç gerektirdi. O dönemde kendi kendime kurallar belirlemiştim. Her bir negatif düşünceye karşı on tane pozitif şey aklıma getirmek zorundaydım. Ayrıca bana çirkin olduğumu düşündüren magazin dergileri gibi aklımı çelecek şeyleri kendimden uzaklaştırdım. 17 yaşıma bastığım zaman aşama kaydettiğimi hissediyordum. Üniversitede güzellik terapisi derslerine katıldım ve çok başarılı oldum. Tıpkı bir zamanlar benim gibi görünümünden mutlu olmayan diğer insanlara yardım etmek istiyordum. Benim gibi kişiler için doğru renkte kapatıcı sürmenin, dışarı çıkmak konusunda belirleyici faktör olduğunu biliyordum. Üniversiteden mevzun olduktan sonra büyük bir mağazanın güzellik danışmanı oldum. İnsanlarla daha çok iletişime geçtiğim zaman onların beni nasıl gördüğü ile benim nasıl kendimi gördüğüm arasında büyük farklar olduğunu anladım.

19 yaşındayken, bir arkadaşımın doğum günü partisine gitmiştim ve orada kendimi o kadar çirkin hissetmiştim ki etrafımdaki insanlarla zar zor konuşabilmiştim.

Ancak o geceden birkaç hafta sonra parti fotoğraflarını gördüğüm zaman oldukça şaşırdım. Hiç de kötü görünmüyordum. Bu benim için büyük bir dönüm noktası olmuştu.

22 yaşındayken Carl ile tanışmam da hayatımı değiştirdi. O zamana kadar kendime güvenimin eksik olması, birisiyle yakınlaşmama engel olmuştu. Onunla geceyi tam on ay sonra geçirdim. Çünkü sabah gözünü açtığında beni görmesini istemiyordum. Yine de Carl’a güvenmeye başladım. Ona kendimle ilgili tamamen her şeyi anlatmam bir yıl sonra oldu. Uzun sürede hazırlandığım için şikayet ediyordu. Benim hikayemi dinleyen çoğu kişi gibi Carl’ın nasıl hissettiğimi anlaması imkansızdı. İlk başlarda ona kendimi beğenmiş olduğumu anlatmaya çalıştığımı düşünüyordu. Ancak ona tamamen açılacak cesareti bulduğum ve her şeyi tüm gerçekliğiyle anlattığım zaman şok geçirdi. Görünümümden nefret ettiğim konusunda ne kadar ciddi olduğumu sonunda anladı.

O dönemde, durumumu daha iyi anlamasını sağlayacak başka bir şey daha oldu. Üç yıl önce televizyonda beden disomorfik bozukluğu olan insanlarla ilgili Too Ugly to Love(Sevmek İçin Çok Çirkin) isminde bir belgesele rastladım. Bu belgeselin her şeyi değiştirdiğini söylesem abartmış olmam. Belgesel, son derece çekici ve güzel olan ancak kendilerini korkutucu bir şekilde çirkin olarak gören insanlarla ilgiliydi. Aynı hastalığa yakalandığımdan emindim. Hemen doktorumdan bir randevu aldım. Birkaç hafta sonra psikiyatristim bana beden disomorfik bozukluğu teşhisi koydu. Uzun zamandır peşimi bırakmayan bu takıntıların ne olduğunu böylece anlamış oldum.

BDB, beynin kimyasal dengesindeki bozukluktan ve insanın ruh halini kontrol eden ve endişelerini denetleyen bir nörotransmitter olan seratoninin yeteri kadar salgılanmamasından kaynaklanıyor.

Her ne kadar doktorlar buna neyin sebep olduğunu tam olarak belirleyemese de ailemde şizofreni ve obsesif kompulsif bozukluk gibi psikolojik rahatsızlıklarla mücadele edenler var. Araştırmalar, BDB hastalığının 50 kişiden birinden gözüktüğünü ortaya koyuyor.

İlaç tedavisine ihtiyacım olduğunu ve bu hastalıkla mücadelede tek başıma olmadığımı bilmek beni çok rahatlattı. Teşhis konulması, hastalığımı arkadaşlarıma ve iş yerindekilere anlatmama da yardımcı oldu. Hatta aralarından bazıları daha önce şikayetlerimi ciddiye almadıklarını söyleyerek benden özür diledi. Şu sıralar BDB hastalarına verilen bir anti depresan ve anksiyeteyi azaltmaya yardımcı olan destekleyici kapsüllerden alıyorum. İkisin de bana iyi geldiğini hissediyorum. Her ne kadar hayatımın sonuna kadar BDB hastalığını taşıyacak olsam da artık takıntılarımın neden kaynaklandığını biliyorum ve paranoyak düşüncelerimi kontrol altında tutabiliyorum.

Bu röportaj için yaptığımız fotoğraf çekimi de benim için bir dönüm noktası. Hastalığımın teşhisi konmadan önce ilgi odağı olmaktan kaçınırdım ama şimdi kameraya poz verirken kendimi güvende ve rahat hissediyorum. Hatta zaman zaman aynaya baktığımda bana gülümseyen hoş bir kadın bile gördüğüm oluyor.

 

 

 

geri











 
Kasım 2018
  Pzt     Sal     Çrş     Prş     Cum     Cts     Pzr  
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
22
23
24
25
26
27
28
29
30


YETİŞKİN PSİKOLOJİSİ SORUNLARI





































İŞ YAŞAMI PSİKOLOJİSİ SORUNLARI








CİNSELLİK




















 
 

Sitedeki tüm yazılar Uzman Psikolog Alanur Özalp'e aittir. Tüm hakları saklıdır. İzin almadan kullanılamaz.